29 Aralık 2012 Cumartesi

Koleksiyon...

     

       Coins coins coins...

       Boş zaman bulmanın bir getirisi olarak tekrardan para üzerine yoğunlaştım diyebilirim:D Bu sebeple daha önce koleksiyonculukla alakalı yazdığım birkaç şey üzerine yenilerini ekleyeceğim.

       Para koleksiyonu yaparken dikkat etmemiz gerekenlerden bahsetmek istiyorum.Koleksiyon genellikle iki amaçlı yapılmakta;yatırım ve hobi.Bu sebeple bazı ayrıntılar içermektedir madeni para koleksiyonu.Kaynaklarınızın kullanımdan ve ürünlere nerelerden ulaşabileceğinizden daha önceden bahsetmiştim. Şimdi de paraların derecelendirilmesinden bahsetmek istiyorum.Ülkemizde genellikle iki tabir kullanılmaktadır.Bunlar;çil çil (genellikle sadece çil adıyla kullanılır) ve çilaltı kavramları.Çil en iyi durumdaki paralar için kullanılmaktadır(yeni,parlak,zara görmemiş paralar için).Çilaltı da çil kavramının bir alt kategorisini temsil etmektedir.Örneğin çil bir madeni paraya 10 üzerinden 10 ile 8 arası bir puanlama yaparsak çilaltı için bu puanlama 4 ile 7 arasında olur.

       Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkeler, kendi madeni para koleksiyonerleri için çok farklı derecelendirme sistemleri geliştirmişlerdir ancak kategori başlıkları aynıdır.Bunlar;
  • Good %10
  • Very Good %25
  • Fine %50
  • Very Fine %75
  • Extra Fine %90
  • About Uncirculated %95+Luster
  • Mint State (MS 60 to 65) %100 +Luster
  • Mint State (MS 66 to 70) %100+Full Luster

Derecelendirme için bir örnek



       Yukarıdaki tabloda adı geçen birkaç ifadeden de söz etmeliyim. Uncirculated kavramı koleksiyonculukta piyasaya(dolaşıma)çıkmamış para anlamına gelmektedir.Yani darphaneden satın alınan özel para ve benzerleri gibi. MS kavramıysa Birleşik Devletler'in kullandığı derecelendirme sistemidir.Yukarıdaki tabloda belirtildiği üzere MS derecelendirme sistemi 60 ile 70 rakamları arasındaki sayılardan oluşur.Paranız incelendikten sonra ona göre bir rakam verilir ve rakamınız ne kadar yüksekse paranızın değeri o kadar artar.




       Şimdilik benden bu kadar...


28 Aralık 2012 Cuma

Tribün



       Futbola aşık bir ülkede olmanın ve bu da yetmezmiş gibi futbol delisi bir şehirde doğmanın bir getirisi olsa gerek Tribün'ü sevmek...

       Küçük yaşlarda başlıyor önce bu hastalık hem de fena bir hastalık.Hastalık diyorum çünkü kolay kolay kurtulamıyorsunuz Tribün'den.Benzetmem aslında yanlış(bakın şu anda bile toz konduramıyorum bu kavrama :d) Takım tutmanın bir sonucu.Fanatikliğinizin veya takıma olan bağlılığınızın sonucunda bir gruba ait olma,onlarla hareket etme,hayatınızın en önemli şeyleri arasına onu da yerleştirme.



Panathinaikos-Gate 13 Tribünü


       Taraftarı olduğum takımın tribünlerinde çok küçük yaşlardan beri bulundum.Farklı tribün gruplarına girdim çıktım.Şimdi başka bir şehirde olmamdan dolayı çok ara vermek zorunda kaldım lakin her fırsatta tribünlerdeki yerimi almaya çalışıyorum.Benim için stres atmanın en güzel yolu.Tanımadığım insanlarla 40 yıllık dostlarımmış gibi sohbet etmek,onlarla birlikte omuz omuza durmak,takımını sesin kısılana kadar desteklemek,tartışmak,yeri geldiğinde hep bir ağızdan küfretmek...





       Her zaman takip etmeyi sevmişimdir dünyanın dört bir yanından tribün gruplarını.Yunanistan'dan Arjantin'e,Sırbistan'dan Japonya'ya dünyanın birçok yerinde müthiş taraftar grupları bulabilirsiniz.Muhteşem organizasyonlar gerçekleştiriyorlar.İnsan onları izlerken bir kez de olsa orada bulunmak istiyor.Benim favorilerime gelecek olursak Panathinaikos'un Gate 13'ü, Olympiakos'un Gate 7'si, Aris'in Super 3'ü,(bu üçü Yunanistan'dan) Olympique de Marseille'ın South Winners'ı,(Fransa'dan) Boca Juniors'ın Jugador 12'si,(Arjantin) Red Star Belgrad'ın Delije'si(Sırbistan'dan)...Sonuç olarak bu liste uzayıp gidiyor anlaşıldığı üzere.Ne diyelim umarım bir gün o tribünlerden bir tanesinde bir maç izleyebilirim!



Kızıl Yıldız Belgrad-Delije Tribünü


22 Aralık 2012 Cumartesi

Yaşasın yemek yemek!


Yemek?


       Yemekten anlamıyorsun diyenler var lakin herkesin tarzı kendine di mi?Ne demişler zevkler ve renkler tartışılmaz.Kendimi bildim bileli yemek yemeyi seviyorum ama ciddi anlamda yemeğe olan ilgim Home tv izlemekle başladı.Gerçi bizim kültürümüze göre çok tuhaf yemekler gösterilmekte o kanalda lakin insan yine de tadını merak ediyor.Mesela Emeril'dan nefis tarifler adlı programda çok değişik yemekler yapılmakta.Yemeğe düşkünseniz gerçekten şiddetle tavsiye ederim Home tv'yi. Aklınıza gelebilecek her şey yapılmakta...



(EMERİL LAGASSE)


       Farklı yemekleri tatmayı seviyorum ancak ilk kez denediğim  farklı bir lezzeti sevme olasılığım çok düşük.Örneğin;noodle. İlk yediğimde çok garipsedim hatta midem bulandı diyebilirim.Noodle'ı ikinci deneyişimde biraz daha iyiydi ve sonrası geldi bir şekilde.Artık zorlanmadan(hatta severek)noodle yiyebiliyorum. Suşi de denemek istiyorum ancak benim gibi bir balık tutkununu balıktan soğutmasından korkuyorum :) National Geographic'te izlemiştim garip yemekler adlı bir belgeselde.Akrep falan deniyordular. Bu kadarı benim için 'çüşşş' tam anlamıyla.O kadar da ileri gidebileceğimi hiç zannetmiyorum. Benimkisi daha çok çevremde bulunan birbirinden farklı restoran vs. yerlerin ürünlerini tatmak.

21 Aralık 2012 Cuma

Koleksiyon



Koleksiyonculuk

       Evet...Çok farklı kategorilerde ve alanlarda koleksiyon yapmanız mümkün.Pul,kağıt paralar,madeni paralar,şişe kapakları,telefon kartları,banka kartları vs. ama şunu baştan söylemeliyim bu işi çok sevmeniz gerekmekte çünkü eğer bir koleksiyona sahip olacaksanız hem fazlaca bir emek sarf edeceksiniz hem de yüklü miktarda bir para harcayacaksınız.Ayrıca çevrenizden(çok büyük ihtimalle)olumsuz tepkilerle ve yorumlarla karşılaşacaksınız.




       Ben bir madeni para koleksiyonuna sahibim ve bu hobiyi ortalama 5 yıldır yapmaktayım.Sizlere tavsiyem bir koleksiyona başlayacaksanız öncelikle yapmak istediğiniz şeyin sınırlarını belirlemeniz ve ona göre bir bütçe ayarlamanızdır. Ben bu önemli noktaya dikkat etmeden başlamıştım madeni para koleksiyonuna lakin zamanla kendime bir alan ve sınır çizmem gerektiğini farkettim. Şu an Sovyetler Birliği madeni para koleksiyonuna sahibim.Önceden toplamış olduğum farklı ülke paraları da cabası.Madeni para koleksiyonculuğunu o kadar çok sevmekteyim ki hemen hemen her gün internetten koleksiyonuma katabileceğim paraları araştırmaktayım.Ha bu paraları nereden bulabiliriz diyorsanız başta gittigidiyor olmak üzere çeşitli internet üzerinden satış yapan sitelere bakabilirsiniz.Ayrıca yurt dışından alım yapacaksanız kesinlikle ebay'i tavsiye ederim.Çok sayıda madeni para satışı yapan üyeye sahip ve bu üyeler size her konuda(koleksiyon)yardım edebilmektedirler.Bir de buradan koleksiyonunuza çok nadir parçalar ekleyebilirsiniz ve de oldukça uygun fiyata.İnternetten değilde antikacı tarzı dükkanlardan alışveriş yapmak istiyorsanız bu konuda pek bir tavsiyede bulunamayacağım çünkü bu dükkanlarda fiyatlar internete kıyasla inanılmaz derecede farklı.Eğer siz de benim gibi öğrenciyseniz internetten alışveriş yapmanızı tavsiye ederim.

Başlangıç





       Aslında küçük yeşil zeytin kendisi lakin çevremdeki garip sıfatlı şeylerden biride o.Tek ayrıcalığı taş kırması olması..Salamura yapılmış yeşil zeytin ve daha fazla bilgi sahibi değilim Zagoda hakkında.Normalde Zaguda denilmekte ancak biz böyle kullanıyoruz.Adı güzel diye kullanmaya karar verdim.Vakti geldiğinde  çok farklı konularda yazacağım.Şimdilik tek yazacağım çok güzel bir akşam yaşadığım...Vesselam.